Tekrardan Merhabalar. Bu yazımda; projelerimi ve blog'umun genel gidişat durumunu sizlerle paylaşacağım.
Blog'u arasıra biraz boşluyorum. Bunun farkındayım. Kişisel bir blog, tek yazar ile zor yürüyor. Projelerim yüzünden, makale yazmak için boş bir zaman bulamıyorum.
Gelelim, o söz konusu olan "Projelerim"e...
30'a yakın, sürekli güncelleyip geliştirdiğim projelerim var.
Ama bu sayfada onların nerdeyse hiçbirini göremezsiniz çünkü;
Hepsinin yasal hakkını almadım.
Ve dünya ile paylaşabileceğim fikirler değil [ henüz:) ]
Blog'umu boşlamamın sebebi de bu aslında.
Bir yandan üniversitedeki son yılım-dersleri,
diğer yandan projelerim:
Anti-malware projesi,
Sistem optimizasyon projesi,
Compiler projesi,
"Network Tools" projeleri,
Transformator dizayn projesi,
MiT-Polis-Askeri gibi teşkilatların kullanabileceği programlar,
ModDB çalışmaları için projeler,
Desktop arama motoru, iş yönetimi ve henüz isim olarak bile açıklayamayacağım programlar gibi "deli" projelerim, vs. vs.
Diğer yandan ise,
Microsoft
Zemana
Wintermute
Yamicsoft
gibi firmalarla irtibat halinde olmam ve onlarla birlikte çalışmam yüzünden, blog'a yazı yazacak boş zamanı elde edemiyorum.
Örneğin,
-Microsoft: Windows Seven'daki bir çok hatayı bildirmek-öneri yapmak,
-Zemana Antilogger: "Güncelleme" olarak; Şubat 2009 - Şubat 2010 arasında olan sözleşmem bitti. Bu tarihler arası çok maddeli 7 rapor ile çalışmamı bitirdim. Fakat halen irtibat halindeyim.
-Wintermute: Mükemmel insan, yazarı ile görüşmemin yanısıra, önerilerde bulunup, bu oyun motoru için 'toolz'lar yazıyorum. Aynı şey Epic Games Unreal motoru içinde geçerli.
-Yamicsoft: Hata bildirimlerimden sürekli nasibini alan diğer bir firma :)
_ki bu firmalar haricinde, uğraştığım çok firma var.
Kısacası kafamı kaşıyacak vaktim olmuyor.
Bilgilerinize ;)
Saygılarımla,
Orkan ARIKAN
===============================================
> Yazının Devamı...
10.31.2009
10.08.2009
Türkiye'de Yazılım Sektörü
Merhabalar, bu yazımda sizlere; Bir "genç girişimci" - "genç programcı" olarak, sürekli nabzını tuttuğum Türkiye'de yazılım sektörü ile ilgili notlarımı paylaşacağım.
Bildiğiniz gibi iş olanaklarında "torpil cenneti" olan Türkiye, her alanda yaptığı gibi bilişim dünyasında da oldukça geri seviyelerde... Konuyu biraz daraltarak bilişim dünyasının bel kemiği diyebileceğimiz "yazılım sektörü" hakkında tecrubelerimi sizlere aktarmak istiyorum.
Değineceğim konular:
-Yabancılar,
-İşe özel programlar sorunu,
-Sektörde Türkiye'deki açık alanlar,
-Tecrubesizlik ve Bilgisizlik,
-Kaleyi içten feth edenler,
-Devlet,
-Korsan.

Öncelikle; çok derine inmeden bu konunun iç yüzünü size 3-4 cümle ile açıklayacağım.
Karşısına oturduğumuz ve kullandığımız bilgisayar "yabancı".
Kullandığımız işletim sistemleri "yabancı".
Program yazarken kullandığımız derleyiciler( compiler ) "yabancı".
Bu sektördeki hemen hemen tüm kelimeler Türkçe'ye "yabancı".
Kısacası, bizim olan sadece derleyebildiklerimiz( compile ) mi ?
Sanırım durumun ne kadar içler acısı olduğunu daha açık gösteremem.
Tabiki, yurt dışında herhangi bir firmada 2-3 "Türk programcı" gördüğümüzde göğsümüz kabarıyor. Ama onların, "yabancı bir ülkede" kaldıklarını, "yabancı"larla birlikte çalıştığını, "yabancı dil" kullandığını, Türkiye'deki eğitimden ve olmayan sektörde yer bulamadığından yurt dışına kaçtığını ve beyin göçü oluşturduğunu unutuyoruz *
Türkiye'ye baktığımızda ise;
nerdeyse yapılan tüm programlar işe özel.
Sorun mu var ?
Soruna odaklan,
Çözüm düşün,üret,sun,
SİL !
Global hiçbir programımız yok !

Bilişim firmaları, Türkiye dağılımı
Aslında Türkiye'deki yazılım sektöründe çok "açık" alan var. Türkiye çapına özel tonlarca program geliştirebilir. Ama bunları gören yok. Yada bir kaçını farkeden 2-3 firma onların peşine düşmüş yaşam savaşı veriyor.
Ayrıca,
Türkiye'deki yazılım dünyasında tecrubesizlik ve bilgisizlikte var.
-Firmalarda, "Project Manager" olarak görev alan kaç kişi çalışıyor ?
-Hatta ne olduğunu bilen var mı ?
-İş kurma hakkında; imkan yok diyorlar. Pekiyi kendi imkanlarını kendileri oluşturmayı denediler mi ? Bugün, hangimiz ödevler haricinde üniversite arkadaşlarıyla bir araya gelip proje üretmeye çalıştı ?
Uzatmadan; projeleri sağlam olan, zaten kazanır,
reklam yapmanıza gerek kalmaz. O zaten satılır.
Örnek: Windows XP. Şimdi, Windows Vista'yı düşünün bir de... (?)
Diğer bir yandan, Türkiye'nin kanayan yarası, "kaleyi içten feth edenler"... Yani torpilciler, sadece akrabası/tanıdığı vasıtasıyla, önerilip işe alınan, sonrada içi boş çıkan insan toplulukları... İşi, yapacak olan insana değil de; tanıdığına vermek. Bu da aslında sadece yazılım sektöründe değil, diğer sektörlerdede ülkemizde var olan bir olgu.
Bambaşka bir şekilde de, bu konuda bilinci oturmamış "devlet" var,
bu sektörün karşısına geçen.
-Kişisel şirket kurmak bugün 1.500 TL.
-Patent, telif hakkı, yasal korumaları, avukatları vs ile bu rakam sıfırdan var olmayı imkansız kılıyor.
Kaldı ki çalışanlara, yerleşeceğiniz ofise, broşür reklam vs. fiyatlarını geçiyorum dahi.
Son olarak, düşünülmesi gereken en önemli maddelerden biri de;
-"Korsan Dünyası"
Ülkemizde herşeyin bir korsanı mevcut.
Ve bilişime para vermeye kıyamıyoruz.
Küçük bir örnek vereyim.
Hanginizde cep telefonu var ? Hemen hemen tüm gençlerde. Hatta bazılarında 2-3 cep telefonu var. Peki, cep telefonları kaç TL ? Ortalama olarak düşünelim 600TL.
Peki kaç kişi orjinal Windows kullanıyor ? Hemen hemen hergün işletim sisteminin karşısına geçiyorsunuz. MSN herzaman açık, herzaman müzik dinliyor, film izliyor veya internette sörf yapıyorsunuz. Ve Widows Seven 400TL.... Cep telefonları, bilgisayarlardan çok üstün ve çok daha mı önemli ?
Toparlamak gerekirse;
Türkiye'deki yazılım sektörünün kötü olması,
bir değil bir çok nedene bağlı.
Bunu iyileştirmek ise; yine bizlere, Türk Halkına düşüyor.
Sadece soru sor, cevap bul, çözüm yarat...
Türkiye Bilişim Firmalarını görmek için >buraya<
yada >buraya< tıklayabilirsiniz.
Saygılarımla,
Orkan ARIKAN
> Yazının Devamı...
Bildiğiniz gibi iş olanaklarında "torpil cenneti" olan Türkiye, her alanda yaptığı gibi bilişim dünyasında da oldukça geri seviyelerde... Konuyu biraz daraltarak bilişim dünyasının bel kemiği diyebileceğimiz "yazılım sektörü" hakkında tecrubelerimi sizlere aktarmak istiyorum.
Değineceğim konular:
-Yabancılar,
-İşe özel programlar sorunu,
-Sektörde Türkiye'deki açık alanlar,
-Tecrubesizlik ve Bilgisizlik,
-Kaleyi içten feth edenler,
-Devlet,
-Korsan.

Öncelikle; çok derine inmeden bu konunun iç yüzünü size 3-4 cümle ile açıklayacağım.
Karşısına oturduğumuz ve kullandığımız bilgisayar "yabancı".
Kullandığımız işletim sistemleri "yabancı".
Program yazarken kullandığımız derleyiciler( compiler ) "yabancı".
Bu sektördeki hemen hemen tüm kelimeler Türkçe'ye "yabancı".
Kısacası, bizim olan sadece derleyebildiklerimiz( compile ) mi ?
Sanırım durumun ne kadar içler acısı olduğunu daha açık gösteremem.
Tabiki, yurt dışında herhangi bir firmada 2-3 "Türk programcı" gördüğümüzde göğsümüz kabarıyor. Ama onların, "yabancı bir ülkede" kaldıklarını, "yabancı"larla birlikte çalıştığını, "yabancı dil" kullandığını, Türkiye'deki eğitimden ve olmayan sektörde yer bulamadığından yurt dışına kaçtığını ve beyin göçü oluşturduğunu unutuyoruz *
Türkiye'ye baktığımızda ise;
nerdeyse yapılan tüm programlar işe özel.
Sorun mu var ?
Soruna odaklan,
Çözüm düşün,üret,sun,
SİL !
Global hiçbir programımız yok !

Bilişim firmaları, Türkiye dağılımı
Aslında Türkiye'deki yazılım sektöründe çok "açık" alan var. Türkiye çapına özel tonlarca program geliştirebilir. Ama bunları gören yok. Yada bir kaçını farkeden 2-3 firma onların peşine düşmüş yaşam savaşı veriyor.
Ayrıca,
Türkiye'deki yazılım dünyasında tecrubesizlik ve bilgisizlikte var.
-Firmalarda, "Project Manager" olarak görev alan kaç kişi çalışıyor ?
-Hatta ne olduğunu bilen var mı ?
-İş kurma hakkında; imkan yok diyorlar. Pekiyi kendi imkanlarını kendileri oluşturmayı denediler mi ? Bugün, hangimiz ödevler haricinde üniversite arkadaşlarıyla bir araya gelip proje üretmeye çalıştı ?
Uzatmadan; projeleri sağlam olan, zaten kazanır,
reklam yapmanıza gerek kalmaz. O zaten satılır.
Örnek: Windows XP. Şimdi, Windows Vista'yı düşünün bir de... (?)
Diğer bir yandan, Türkiye'nin kanayan yarası, "kaleyi içten feth edenler"... Yani torpilciler, sadece akrabası/tanıdığı vasıtasıyla, önerilip işe alınan, sonrada içi boş çıkan insan toplulukları... İşi, yapacak olan insana değil de; tanıdığına vermek. Bu da aslında sadece yazılım sektöründe değil, diğer sektörlerdede ülkemizde var olan bir olgu.
Bambaşka bir şekilde de, bu konuda bilinci oturmamış "devlet" var,
bu sektörün karşısına geçen.
-Kişisel şirket kurmak bugün 1.500 TL.
-Patent, telif hakkı, yasal korumaları, avukatları vs ile bu rakam sıfırdan var olmayı imkansız kılıyor.
Kaldı ki çalışanlara, yerleşeceğiniz ofise, broşür reklam vs. fiyatlarını geçiyorum dahi.
Son olarak, düşünülmesi gereken en önemli maddelerden biri de;
-"Korsan Dünyası"
Ülkemizde herşeyin bir korsanı mevcut.
Ve bilişime para vermeye kıyamıyoruz.
Küçük bir örnek vereyim.
Hanginizde cep telefonu var ? Hemen hemen tüm gençlerde. Hatta bazılarında 2-3 cep telefonu var. Peki, cep telefonları kaç TL ? Ortalama olarak düşünelim 600TL.
Peki kaç kişi orjinal Windows kullanıyor ? Hemen hemen hergün işletim sisteminin karşısına geçiyorsunuz. MSN herzaman açık, herzaman müzik dinliyor, film izliyor veya internette sörf yapıyorsunuz. Ve Widows Seven 400TL.... Cep telefonları, bilgisayarlardan çok üstün ve çok daha mı önemli ?
Toparlamak gerekirse;
Türkiye'deki yazılım sektörünün kötü olması,
bir değil bir çok nedene bağlı.
Bunu iyileştirmek ise; yine bizlere, Türk Halkına düşüyor.
Sadece soru sor, cevap bul, çözüm yarat...
Türkiye Bilişim Firmalarını görmek için >buraya<
yada >buraya< tıklayabilirsiniz.
Saygılarımla,
Orkan ARIKAN
> Yazının Devamı...
Etiketler:
açma,
bilişim,
dünyası,
firmaları,
genç girişimci,
iş olanakları,
orkandan,
Patent,
program,
sektörü,
şirket kurma,
şirketler,
telif hakkı,
torpil,
Türkiye,
yasal haklar,
yazılım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


